Tek kişilik ordu: müstecip onbaşı

Bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde hiç kimsenin yapamadığını TEK BAŞINA yapan BİR KAHRAMANA VEFA BORCU adına buradayız.
Çanakkale Savaşlarında Fransız Turkuaz Denizaltı 'sını TEK BİR mermi ile 28 mürettebatını TEK BAŞINA esir alan KAHRAMAN

MEHMETÇİK MÜSTECİP ONBAŞI’nın adının yaşatılması adına bu yazyıy kaleme almış bulunuyorum.

 Böyle bir kahramanın dünyada bir eşi benzeri yok. Şayet bizim bu kahramanımız yabancı bir ülkenin kahramanı olup tek başına, bir tek mermiyle koskoca deniz altıyı esir almış olsaydı o kahraman için ciltler dolusu kitaplar yazılır, yüzlerce filmi çevrilir ve bizler de o flimleri seyredebilmek için bilet kuyruklarına girer, para vererek o flimleri izlerdik.

 Bizim şanlı tarihimizin her sayfasında, her safhasında altın harflerle yazılacak o kadar çok kahramanımız var ki bunları saymakla bitiremeyiz. Çok değil daha bundan yüz yıl öncesindeki Çanakkale, Sarıkamış ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan Seyit Onbaşılar, Yahya Çavuşlar, Yüzbaşı İsmail Hakkılar, Yüzbaşı Hüseyin Avniler, Yarbay Mustafa Kemaller, Nene Hatunlar, Kastamonulu Şerife Bacılar, Gördesli Makbuleler, Osmaniyeli Tayyar Rahmiyeler, Aydınlı Çete Emir Ayşeler, Kara Fatmalar, Nezahat Onbaşılar gibi birçok şehit ve gazimizin bu VATAN ve BAYRAK uğruna kanlarını ve canlarını seve seve verdiklerini asla unutamayız.

 Böyle kahramanlarımızın isimlerinin yaşatılması her defasında geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüzü söylediğimiz sevgili gençlerimize tanıtılması, onlara şanlı tarihimizin kahramanlarını tanıtmamız hepimizin boynuna borç olmalıdır.

 İşte şimdi tam da bu noktada içinde bulunduğumuz geçtiğimiz Ekim Ayında bundan 106 yıl önce 29 Ekimi 30 Ekim 1915 gününe bağlayan sabah karşı çok önemli bir olay gerçekleşir. Bursa Yenişehir Orhaniye Köyünde 1891 yılında doğan MÜSTECİP ONBAŞIMIZ Fransız Turkuaz denizaltısını tek başına esir alır.

 Toplam 14 adet müttefik denizaltı daha önce girdikleri Marmara denizinde içinde gıda maddeleri bulunan Türk ordusu gemilerine saldırmaya başladı. Bu denizatlarından birisi de Fransız denizaltısı Turkuaz’dı.

Turkuaz denizaltısı 30 Ekim 1915 tarihinde geri dönerken Akbaş Limanı önlerine geldiği sırada ağlara takılır ve kayalara çarpmamak için su üstüne çıkmaya çalışır. 

Bu sırada Müstecip Onbaşı tarafından fark edilir. Müstecip Onbaşı, zaman kaybetmemek için emir dahi almadan 7.5 lik topu ile ateş eder ve Turkuaz denizaltısının periskobunda vurur. Artık denizaltının tüm mürettabatının teslim olmaktan başka çareleri yoktur.

Gemi personeli ani yapılmış olan bu saldırıdan dolayı ellerindeki gizli belgeleri imha etmeye vakit bulamamıştır. O gizli belgelerden birisinde Turkuaz denizaltısının E-20  İngiliz denizaltısıyla buluşma koordinatları da vardır. Buluşma noktasına Turkuaz yerine UB-15 Alman denizaltısı gönderilir ve İngiliz denizaltısı batırılır ve doğabilecek çok büyük bir felaket önlenmiş olur. Belki de bu iki denizaltı buluştuklarında son hedefleri İstanbul limanları da olabilirdi. Felaketin boyutları o durumda kat kat fazla olacaktı. Daha sonraları Turkuaz denizaltısına Müstecip Onbaşı adı verilir ve Osmanlı donanmasına katılır. Müstecip Onbaşı’ ya da komutanları tarafından altın saat hediye edilir. Turkuaz denizaltısı esir alındığından maalesef üç yıl sonra yine aynı tarih olan 30 Ekim 1918 günü Mondros anlaşması ile İstanbul’un işgali sırasında Fransızlar tarafından geri götürülür.

 Sekiz yıl askerlik yapan Müstecip Onbaşı GAZİ ünvanıyla köyüne geri döner. Eşi Ayşe Hanımdan, Mustafa, Ayşe ve Ulviye isimli çocukları olur.

Oğlu Mustafa, Balıkesir Susurluk’ da askerliğini yaparken Birlik Komutanı Mustafa’nın, Müstecip Onbaşının oğlu olduğunu öğrenir ve babasını birliğe davet ederler. Müstecip Onbaşı köyde durumu iyi olan birisinden yeni kıyafetler ödünç olarak oğlunun askerlik yaptığı birliğe gider. Oğlu Mustafa, babasını görünce çok şaşırır ve “İçi babam ama dışı babam değil.” Diyerek şaşkınlığını dile getirir.

Komutanlardan birisi Müstecip Onbaşı’ya bir top göstererek “Bu topu tanıdınız mı?” diye sorar. Müstecip Onbaşı da “Nasıl tanımam bu benim topumdu.” Der ve oğlu Mustafa’dan önce topa sarılır, öper.

Müstecip Onbaşı son derece gururludur, kendisine gönderilen hiçbir hediyeyi kabul etmez. 1927 yılında Gazilere destek amaçlı 5 yıl vadeli faizsiz kredi teklifini “Ben fakirim fakat devletim de fakir.” Diyerek krediyi kabul etmez. Oğlu Mustafa’nın düğününde komutanları tarafından hediye olarak gönderilen altın saati satmak zorunda kalır.

      Müstecip Onbaşı askerlik dönüşü etrafındaki insanlara israf ve vatan hakkında hep ders verici hikayeler ve öğütler anlatır.

Son yıllarında 10 yıl boyunca kısmi felçli olarak yaşar ve 10 Mayıs 1959 yılında köyünde vefat eder, aramızdan ebedi aleme ayrılır.

TALEP: Böyle bir kahraman şüphesiz ki her millete nasip olmaz. Şu anda yapımı devam etmekte olan bittiğinde de dünyanın en büyük köprülerinin arasında yer alacak olan ÇANAKKALE KÖPRÜMÜZÜN Ayakları altında birçok tüneller yapılmaktadır. Bu tünellerden birine Fransız Denizaltısı Turkuazın vurulduğu yer olan AKBAŞ ŞEHİTLİĞİ yakınındaki bir tünele bir vefa borcu olarak BURSALI BÜYÜK KAHRAMANIMIZ MÜSTECİP ONBAŞININ ADININ verilmesini talep ediyorum.

İlk başta isimlerini saymaya çalıştığım AZİZ KAHRAMANLARIMIZIN isimleri ilçelerinde, şehirlerinde okullarda, kamu kurumlarında, caddelerde, parklarda velhasıl uygun olan her yerde yad edilmesi Onların ruhlarını huzura kavuşturacaktır.

SON SÖZ: Turkuaz gemisinin vurulup esir alınmasından 16 gün sonra 15 Kasım 1915 günü Müstecip Onbaşıya, 3. Ks. 1. Şube 4045 Sayılı bir yazı ile Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa KEMAL imzalı bir belge ulaşır. Gelen yazıda bu kahramanlığından dolayı TAKDİRNAME ile ödüllendirildiği belirtilmektedir. Bu KAHRAMAN ASKER MÜSTECİP ONBAŞIMIZ, Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal tarafından ödüllendirilmiş ve kendisine vefa borcu adına bir görev yerine getirilmiştir.

Şimdi de günümüzde bir VEFA BORCU ödeme adına görev sırası bizlere düşmektedir.

Fransız Turkuaz denizaltısının vurulduğu, Akbaş Şehitliği yakınında yapılmakta olan tünellerden birine, bizler BURSALILAR olarak bu kahraman MÜSTECİP ONBAŞIMIZIN isminin verilip adının sonsuza kadar yaşatılmasını arzu ediyoruz.

Talebimizi Ulaştırma Bakanlığımıza ve Kamuoyuna saygı ile duyururum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Faruk Anbarcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kapadokya Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kapadokya Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kapadokya Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kapadokya Haber değil haberi geçen ajanstır.